Babalar ve çocuklar, Ali Koç ve direniş
Babalar ve çocuklar, Ali Koç ve direniş
Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç’un, çarşamba günü, Antalya’da düzenlenen Business 20’nin (B20) istihdam görev gücü kuruluş toplantısında yaptığı konuşma kamuoyunda çokça yer aldı. Türkiye’nin en büyük gruplarından birinin üyesi olan Koç, “İş arayan milyonlarca insanın, kabul edilemez şartlarda çalışan işçilerin ve buna bağlı giderek artan toplumsal ve sosyal gerginliklerin daha fazla oyalanmaya, daha fazla ötelenmeye tahammülü olmadığına inanıyoruz” dedi. Koç, işsizliğin insanların umutlarını yok ettiğini bile söyledi. Türkiye’nin en zengin ailelerinden birinin üyesi olan Koç’un, 6 ve 8 yaşındaki çocuklarının geleceğinden endişe duyduğunu söylemesi herkesi şaşırttı.
Bu sözler Koç Holdinge bağlı Divan Turizm işçilerine hiç de samimi gelmedi. Ali Koç’un da yöneticisi olduğu Koç Holdinge bağlı Divan Turizm’de çalışan 55 işçi sendikalı olduğu için iki haftadır işsiz. Ali Koç Antalya’da işsizliğin insanların umutlarını yok ettiğini söylediği saatlerde İstanbul’un orta yerinde Çekmeköy’de daha iyi bir yaşam için sendikaya üye olan Divan işçileri, işlerine geri dönmenin mücadelesini veriyordu.
KOÇ’LA AYNI KAYGIYI TAŞIYORLAR
Aldıkları sefalet ücretine, ağır çalışma koşullarına, uğradıkları haksızlıklara ‘artık yeter’ diyerek Gıda-İş Sendikasına üye olan işçiler hemen kapının önüne konmuştu. İşçilere sendikadan istifa etmeleri için her türlü baskı yapılmıştı. Baskıları ve işten atmaları protesto eden işçiler 3 gün boyunca fabrikaya kapanınca, elektrikleri kesilmiş, su verilmemiş, bulundukları yerdeki tuzluklar, çatal ve kaşıklar alınmıştı.
Divan işçileri şimdi Ali Koç’un çocukları için duyduğu gelecek kaygısını kendi çocuklarının geleceği için duydukları için fabrika önünde işlerine geri dönmek için mücadele ediyor.
Divan işçileriyle, Ali Koç’un konuşması hakkında ne düşündüklerini sorduk.
SADECE KENDİ ÇOCUKLARI İÇİN DEĞİL
Hayrettin Ayhan 10 yıllık Divan işçisi. Ali Koç gibi 2 çocuk babası. Toplam 1450 lira ücret alıyordu. “Sendikaya karşı olan Ali Koç, bu cümleleri nasıl kurar?” diye soruyor. Çocuklarından biri 7, diğeri 3 yaşında olduğunu söyleyen Ayhan, ay sonunu kıt kanaat getirdiklerini anlatıyor. “Günlerdir ailemi göremiyorum, burada direnişte olmaktan onur duyuyorum. Eğer gerginlikleri bitirmek istiyorlarsa, sendikamız burada gelsin çadırda çayımızı içsinler, konuşalım” diyen Ayhan, sadece kendi çocukları için değil gelecek nesiller için direndiğini anlatıyor.
Şeyhmus Tümür 1992 yılından beri Divan’da dondurma ustası olarak çalışıyor. “Ali Koç bizim diyeceklerimizi söylemiş” diyen Tümür’ün 3 çocuğu var. Koç’a seslenen Tümür, “Sendikalı olduk diye işten çıkarıldık. Koç’un cümleleri bize masal gibi geliyor. Eğer gerçekçiyse, kendi yöneticilerinden duydukları yanlış olabilir, gelsin bizi dinlesin” diyor Serkan Doğan 3 yıldır Divan’da. Çocuğunun geleceği için sendikalı olduğunu ve bu yüzden umutlu olduğunu söyleyen Doğan, “Patronun böyle düşünmesi garip, sendikalı olmamıza tahammül edemeyip, gerginliği yaratan biz değiliz” diye konuşuyor.
MECLİS GÜNDEMİNDEN
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel Divan işçilerinin yaşadıklarını Meclis gündemine taşıdı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Tüzel, bakanlığın Divan işçilerinin yaşadıklarından haberi olup olmadığını sordu.
Önergesinde sendikalı olan işçilerin işten atıldığını, baskı gördüğünü hatırlatan Tüzel Çelik’ten şu soruları cevaplamasını istedi: “Koç grubuna ait Divan İşletmelerindeki uyuşmazlığın, çözümü için Bakanlığınızın bir girişimi olmuş mudur? Bakanlığınızca, Divan Turizm İşletmelerinde İş Kanunu ve işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden bir denetim yapılmış mıdır? Yapıldı ise, ne zaman yapılmış, bulgular nedir? İşçilerin yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmek için hak aramanın bir yöntemi olarak imza toplamaları disiplin suçu ve işyerinde huzur bozucu davranış mıdır? Bu hangi kanun, yönetmelik ve tüzükte yazmaktadır? İşçilerin hak arayışlarının, sendikaya üye olmalarının “İşyerinde huzur bozucu davranış” olarak gösterilip İş Kanunu’nun 25/2 maddesiyle tazminatsız olarak işten çıkarılmasına karşı Bakanlığınızın tutumu nedir? Bu tür vakalarda patronun SGK’ye yaptığı resmi bildirimde belirtilen işten atma gerekçesini esas almak yerine, bu tür işyerlerinde denetimleri sıklaştırmayı, işçilerin beyanlarını esas alacak bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?”